Düşünceler · Fotoğraf · Ruh hali

Yaralar Yâre yol arar

Sımsıkı sarıl bana,birlikte iyileşelim. Dokun ipekten parmaklarınla ve gözyaşlarını dokundur gözyaşlarıma. Ağaç dallarının bir birine sarıldığı gibi sımsıkı sarıl bana. Birlikte tomurcuklanalım.Birlikte yeşerelim.Birlikte yaprak dökelim. Unutmadan,hatırımızda misafir olarak ağırladığımız, çırılçıplak ve tek şahidler olduğumuzu. Unutursak, kururuz. Dua’ya durmuş dalların yapraklarındaki sessiz ve sükunete ermiş sabahın hediyesi çiğ damlalarını avuçlarımıza akıt ki yıkayalım yüzümüzün akını ve… Okumaya devam et Yaralar Yâre yol arar

Ruh hali · Şiir

Kaf Dağı’nın gölgesi

İpekten bir dokunuşun sessizliğinde haykırıyorsun nasırlı yüreklere… Sanma ki duymuyorlar haykırışlarını Durgun suların aksinde dalmışsın sen seni seyretmeye. Seyreylerken sen işitiyor musun o ipekten dokunuşların namelerini? Ayaklar altındaki toprakmış edasında,çıplak adımlarla yürümüyorsun, Demirden çarıkların var,Dünya’yı yüklemişsin sırtına, terkediyorsun Dünya’yı. Berrak su ol, akarsu ol ve bir şelaleden akar gibi anlat… Kaf Dağı’nın gölgesi neden senin… Okumaya devam et Kaf Dağı’nın gölgesi

Düşünceler · Ruh hali

Korkma baba, ben varım!

Bunu daha öncede yazmıştım, babam anlatmıştı bana. Ben 4 veya 5 yaşlarındayken babamla birlikte köye gitmişiz. Halamların evinin önünde köpekleri varmış, tabii köpek havlamaya başlamış bizi görünce. O an ben babama dönüp: “korkma baba, ben varım.” demişim. Babam bu anısını ilk anlattığında sadece gülüp geçmiştim, hatta ta o zamanlar babamın gözüne girmeye çalışıyormuşum diye düşündüm.… Okumaya devam et Korkma baba, ben varım!

Ruh hali · Şiir · İnanç

Nadanı terk etmeden – Niyazi Mısrî

Nadanı terk etmeden,yaranı arzularsın Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın Men arefe nefsehu kad arefe rabbehu Nefsini sen bilmeden Sübhan’ı arzularsın Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan İçindeki kenz-i bipayan’ı arzularsın Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak Yönün Hakk’a dönmeden ihsanı arzularsın Dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni Günahını bilmeden gufranı arzularsın Sen şarabı içmeden… Okumaya devam et Nadanı terk etmeden – Niyazi Mısrî

Ruh hali

Okumak ve doymak

Okumak

Ruhum bir bebek gibi aç. (Aslında kurt gibi aç diye yazacaktım ama ruhumu aç bir kurta benzetmek pek iyi sayılmaz sanırım.) Açlığımı giderecek şeyin ne olduğunu da biliyorum: okumak. Lakin okumak için bir türlü vakit ayırmayı beceremiyorum. Zamanım yok diyemem, tam aksine, zamanım var, ama değerlendiremiyorum. Bütün bunları geçtim, huzurluyum, sakinim elhamdülillah. Ama son zamanlarda biraz kaygılanmaya başladım, ben bana verilen bunca (ki O’nun verdiği nimetler saymakla bitmez, belki de saymamalıyız,sadece şükretmeliyiz.) nimete nasıl şükredeceğim, o kadar çok ki bana verilenler. Varlıkla imtihan mı zor yoksa yoklukla imtihan bilemedim. Allah şimdimizi ve sonumuzu hayreylesin. Bizi daima ve her durumda şükredenlerden eylesin. Amin.

Ruh hali

Eski Defter’den: Kafasını kaşıyan çocuk (2004)

Az önce sinemada izlediğim filmin etkisiyle dünyaya, yani etrafımda olup bitenlere daha farklı gözlerle bakmaya başlamıştım. Filmi izledikten sonra insanları üç guruba ayırmıştım: sevenler, sevilenler ve sevilmeyi bekleyenler. Bu düşüncelerle, eve gitmek için metroya bindim. Metro kalabalık olduğu için oturacak yer bulamayıp, ayakta kalmıştım. Afrikalı bir anne, iki küçük oğlu ve Afrikalı annenin erkek arkadaşı… Okumaya devam et Eski Defter’den: Kafasını kaşıyan çocuk (2004)

Düşünceler · Ruh hali

Bugünlerde…

Bir odanın içersindeyim. Bu odaya nasıl girdim hatırlamıyorum, ama bir kere bu odanın içersindeyim. Oda çok büyük. Oda kapkaranlık, zifiri karanlık. Göz gözü görmüyor varsa bir çift başka göz. Dokunarak,işiterek, tadarak, koklayarak odanın içersinde dolanıyorum. Bazen sadece etrafımda dönüyormuşum gibi geliyor.Odanın ışık düğmesini bir bulsam, etrafımı bir görebilsem… Arıyorum ışık düğmesini, lakin oda o kadar… Okumaya devam et Bugünlerde…