Ruh hali

Okumak ve doymak

Okumak

Ruhum bir bebek gibi aç. (Aslında kurt gibi aç diye yazacaktım ama ruhumu aç bir kurta benzetmek pek iyi sayılmaz sanırım.) Açlığımı giderecek şeyin ne olduğunu da biliyorum: okumak. Lakin okumak için bir türlü vakit ayırmayı beceremiyorum. Zamanım yok diyemem, tam aksine, zamanım var, ama değerlendiremiyorum. Bütün bunları geçtim, huzurluyum, sakinim elhamdülillah. Ama son zamanlarda biraz kaygılanmaya başladım, ben bana verilen bunca (ki O’nun verdiği nimetler saymakla bitmez, belki de saymamalıyız,sadece şükretmeliyiz.) nimete nasıl şükredeceğim, o kadar çok ki bana verilenler. Varlıkla imtihan mı zor yoksa yoklukla imtihan bilemedim. Allah şimdimizi ve sonumuzu hayreylesin. Bizi daima ve her durumda şükredenlerden eylesin. Amin.

Ruh hali

Eski Defter’den: Kafasını kaşıyan çocuk (2004)

Az önce sinemada izlediğim filmin etkisiyle dünyaya, yani etrafımda olup bitenlere daha farklı gözlerle bakmaya başlamıştım. Filmi izledikten sonra insanları üç guruba ayırmıştım: sevenler, sevilenler ve sevilmeyi bekleyenler. Bu düşüncelerle, eve gitmek için metroya bindim. Metro kalabalık olduğu için oturacak yer bulamayıp, ayakta kalmıştım. Afrikalı bir anne, iki küçük oğlu ve Afrikalı annenin erkek arkadaşı… Okumaya devam et Eski Defter’den: Kafasını kaşıyan çocuk (2004)

Kategorize edilemeyenler

Duyuru

Bu blogta artık sadece Türkçe yazılar yer alacaktır. Hollandaca yazdıklarım için yeni bir blog açacağım inşaallah. Henüz Hollandaca bloğum için uygun bir isim bulamadığım için bir süre Hollandaca yazmıyacağım. Okuyanlara duyurulur. 🙂